Zamansız.

Zamansızca kapımı çalsan hani 
elinde demli iki çay bardagı ile 
gamzende bir hayatı var ettiğim gülümsemelerin eşliğinde
ve canıma can katan o yosun yeşili gözlerin ile 
dizlerime can katsan hani yasladıgın başın ile

senn 
her ne durumda olursan ol 
ben duru yüzünde tazelenmeye hazırım sevgili 
iki kelamlık ömürde biçsen sohbet aleminde 
ben dilinin namlusundan çıkan her harfi ömür yapmaya razıyım sevgili

Aguş’umun mihrinde hissetmek istediğim nefesin 
kulaklarımda çangılanası sesin 
Eylüle inat yeşersin umutlarım 
avuç içim de can bulsun ellerin 
sözün deminde muhabbete tabi gece masiva’sı sözlerin

Göç etmiş ruhum sessizliğinin ayrılığında iken gel 
Dizlerim yokluğunda aşındırdıgı yollarda kanarken gel
Sözlerim seni hece hece özlerken gel
Gecem güne aymazken gel

Öyle İşte . . .

Murat Özçelik

Başın sağolsun deyimi…

 

Başın sağolsun deyimi

1) Ok nedeniyle oluşan yaralar, iyileşme döneminde büyük bir kabuk bağlar; bu kabuk, kafa şeklini andırdığı için yaraya ”baş” denirdi.
Yaralıya yönelik iyi dilek belirtmek isteyenler de ”Başın sağalsın” yani ”Başın sağlaşsın” derlerdi.
Söylem zaman içerisinde değişerek ”Başın sağolsun” şeklini aldı.
Halk içerisinde, derin bir ok yarası kadar can yakan ölümlerin ardından ”Başın sağolsun” söylemi yerleşti.

2) Örgütlü yaşayan bir millet olan Türklerde devleti, boyu vb. yönetenler, milletin geri kalanının yaşamı için öneme sahip olduğundan ”Başımız sağolsun” denerek geri kalanların sağlığı için iyi niyet göstergesinde bulunurdu. Söz, günümüzde de bu anlamda kullanılabildiği gibi kapsamını genişleterek çok kapsamlı bir anlam kazandı.

3) Ölen kişinin acısı nedeniyle aklen ve ruhen çöküntüde olabilecek yakınlarına ”Başın sağolsun” denir; bu ifadeyle ”Sen kendini topla, başına, aklına mukayet ol” gibi anlamlar kastedilirdi.

Yani ”Başın sağolsun” söylemi, karşıdakinin acısını yok sayan bir tutuma sahip olmamakla birlikte, ince bir düşünce ağıyla söylenegelmiş bir ifade olarak yaşamaktadır.

Alıntı