Gitmezdim Bu Şehirden

 
 
 

Gitmezdim...

 Gitmezdim Bu Şehirden

 

Üstüme üstüme gelirken hayat
Ne kadar uzak gözlerin
Düşüyorum nerde ellerin

Ah beni biraz anlasaydın
Gözlerime inansaydın
Biliyorsun yapamazdım
Gitmezdim bu şehirden

Olmadı gülüm yine olmadı
Hayata gücüm kalmadı
Sığınacak liman kalmadı

Ah beni biraz anlasaydın
Gözlerime inansaydın
Biliyorsun yapamazdım
Gitmezdim bu şehirden

Söz: Yaşar aydın – İlkay akkaya
Müzik: Yaşar aydın

Bir gece alıp başını çekip gitmeli bu şehirden

Gitmeli Bu Şehirden

Gitmeli Bu Şehirden

Bir gece alıp başını çekip gitmeli bu şehirden
Bir gece alıp başını çekip gitmeli bu şehirden
gecenin parmaklarından sızarken karanlık
şafak sökmeden
kimseler görmeden
dönüp bakmadan ardındaki uçurumlara
alıp sırtına dertleri, kederleri çekip gitmeli bu şehirden

bir gece çekip gitmeli bu şehirden kar yağarken
yorgun ve yalnız
bilinmez uzaklara yelken açmalı
insanlardan uzak yerlere
denizi mavi bir adaya mesela
ya da ıssız bir dağbaşına

bütün anıları yakıp
bütün köprüleri yıkıp
aldırmadan önündeki uçurumlara
dönüp bakmadan geride kalanlara
takıp koluna gölgeni
yüreğini de alıp yanına
ağlamadan
sessiz
sedasız
vedasız
alıp başını çekip gitmeli bu şehirden

çekip gitmeli bu şehirden kar yağarken
insanlardan uzak bir yere gitmeli
uzak bir dağbaşına mesela
ya da denizi mavi ıssız bir adaya
ay şavkı vurduğunda sulara
bir ceylanın ruhu kadar özgür olmalı ruhun

her gece yıldızlar dökülmeli üzerine
gözlerinde doğmalı güneş
kuş sesleriyle uyanmalı her sabah
çiçeklerin kokusu doldurmalı içini
kirli, ucuz ilişkilerden uzak
gökkuşağı renginde bir damla huzur bulmalı insan

bir gece alıp başını çekip gitmeli bu şehirden
bu kirli hayatı sevgi yoksulları ve onursuzlara bırakıp
kapatıp kapıları, sürgüleri de çekip
hüzünlü bir gülüş serperek odalara
uykusuz geçen bir gecenin ardından
yorgun, yaralı ve yalnız
örtüp üstüne geceyi
yıldızları da koynuna alıp,
vurup sırtına yalnızlığını çekip gitmeli bu şehirden

Nuri CAN

Benim İçin Yaparmısın..

Benim Yerime...

Ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün?..

Benim yerime ilgilenir misin insanlarla, yalanla, ihanetle, yâlnızlıkla…?

Geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan?..

Gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi. Yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin?..

Giderek yaklaşıyor ve çoğalıyor sorular. Bir cümlenin içinde virgül olmayı beklerken, nedendir bu noktaların kelimelerime yaptığı tecavüz?

Beni bu saldırılara karşı koruyabilir misin?..

Korktuğumun farkındayım, bu yüzden konuşmuyorum. Küçük bir çocuğun, hiç bilmediği bir şehirde kayboluşunu ve bir köşede kıvrılarak sessizce ağlayışını yaşıyorum sanki. Tek farkımız, ben bildiğim bir şehirde kayboldum ve gözyaşlarının asil olduğunu bilmeyen insanların arasında ağlamaya çalışıyorum. Bu çabam da sonuçsuz kalacak, biliyorum.

Beni benim yerime bağışlar mısın?..

Oysa, garipliğimi sudan sebeplerle süslemeyin dedim..

Sevecekseniz yıpratmadan, acıtmadan ve okşayarak sevin dedim…

Ellerimin küçüklüğü çocukluğumdan kalma, saçlarımın dağınıklığı rüzgârdan, beni rüküş oyunlarınızın içine almayın, oynayamam dedim…

Çok sonraları farkettim kendi kendime konuştuğumu. Beni deli sanacaklar. Ya da sanmayacaklar, delilik bu…!

Benim adıma saklayabilir misin isyanlarımı özenle?

Çığlığımı tutar mısın düşmesin yere? (Bir gün, işime yarayabilirler.)

Yağmur yağıyor. Biraz sonra bütün çıplaklığımı giyinip, çocukluğumla ona gideceğiz. Belki ıslandığımda kaybolacak bu buruk gülümsemeler. Belki unutacağım incindiğimi. Yüreğimin ağrıyan yanlarını belki söküp atacağım, açlıktan ağzı kokan sokak köpeklerine. Kollarımı gökyüzüne kaldırıp, şarkılar söyleyeceğim belki, şarkılarım yağmura..

Olur da bana bir şey olursa, şarkılarımı sahiplenir misin?

Kırgınım, çok yorgunum. Yanıyor bir yerlerde, derinlerde gönlüm..

Geçtiğim yollarda bıraktım sözlerimi ya da bırakmak zorunda kaldım, emin olamıyorum. Gidenlerin geride bıraktıkları gözü yaşlı ayak izlerini sayarken üzerime giydirilmiş olabilir suskunluklar..

Yoksa ben de bilirdim, güneşin izniyle aldığım gülüşleri her daim dudaklara yapıştırmayı.

Yaşım kadar geçtim hayattan ve sevdadan ve ayrılıklardan…

ve artık ben de korkuyorum herkes gibi, senin gibi sevmekten..

Canımı acıtmadan üzerimden alabilir misin bu korkuları..?

Kırgınlıklarımı kazıyarak beni aşk’la barıştırabilir misin yeniden..?

Ben senin bir zaman dokunduğun kadındım. Neden sessizce gittiğini, konuşmaya gerek kalmadan gözlerinle anlatabilir misin..?

Bütün bunları yapabilecek kadar yürekli misin bilmiyorum. Cesaret sadece güç gösterisi değildir çünkü.

Şimdi..

Şimdi yaşadığın yerde kal ve sakın konuşma. Ceplerinde biriktirdiğin bozukluk sevişmelerden biri değilim ben. Ya da sisli bir havada görmeden yanlışlıkla çarptığın biri hiç değil.. Bunun ne olduğunu, ne anlama geldiğini anlayabilir misin..?

Tedavülden kalkıyor zamanla bütün sorular ve kaybolup gidiyor uzayın derin boşluğunda, kimse üzerine alınmadan.

Suskunluğunu ve cevap veremeyişlerini, çocuk ruhunun bastırılmış serseriliğine veriyorum.

Daha zamanın var, elbet bir gün sende öğreneceksin konuşmayı.

Beden unutsa bile yürek unutmaz yaşadıklarını.. Bunu o garip gönlüne öğretebilir misin…?

Ama biliyorum..

Benim yerime yapamayacağın şeylerde var. Benim için sevemezsin şiiri, müziği, aşkı ve ben’i…

Yüreğimin çıldırtan iyimserliği neleri yapabileceğini merak etse de, kırgınlıklarım beynimi uyuşturup gururumun yüzeyde olması için direniyor.

 

Bu yüzden ne sesime, ne yoluma, ne de sohbetime düşme..

En azından…

En azından bunları benim için yapar mısın..?

Pelin ONAY

Huzursuz…

Huzursuz

Huzursuz

Huzursuz…

Yol kenarında Yürürken Sesiz…
Seni, sadece seni Düşünüyorum.
Havaya Bakıyorum Karanlık
Yola bakıyorum Tam Bir Çıglık…

Denizin Sesi Uzaktan Duyuluyor,
O da Atıyor Dalgalarını Kasvetle.
Herkeste Bir Hüzün Ne Oluyor Böyle,
Söyleyin Bana Huzur Nerede…

& mavi_patikli&

AŞK SANA BENZER

Çıkıp Gel UZAKÜLKE'den

Çıkıp Gel UZAKÜLKE'den

Nurettin Rençber – Aşk Sana Benzer

Bir gün çıkıp gel uzak yollardan
Benim can yaramı sarmak için
Çünkü
Bir nefes ki aşk sana benzer
Benim can yaramı sar gülüm
Çünkü
Derin bir nefes ki aşk sana benzer…

Gökte parlayan ay
Kalpte incinenen söz
Çölde ışıldayan su
Sana benzer….

Hoyrat
Bir aşk için de yandım çok zaman
Söyle koca bir hayat nasıl geçer
Senle geçen her ömür
Sana Benzer
Şimdi söyle bu hayat nasıl geçer
Sensiz geçen her ömür
Küle benzer…

Gökte parlayan ay
Kalpte incinenen söz
Çölde ışıldayan su
Sana benzer….