BANA UĞURLAR SANA GEÇMİŞLER OLSUN‏…

Seni bana anlatan bütün hüzünlü şarkıları idam ettim bu gece, ben de varlığın son nefesini vermekte, yaşadıklarım toz pembe bir yalan, dünyam diye bildiğim sensin geçmişimdeki en acı hatıram. Aşktı bunun adı diye acı hatıralara sarılmak yetmiyor artık, bu kadar yok olmuş,tükenmişken.
Düşüncelerimden sürgün etmem gerek;
Seni
Senli günleri
Sensizliği
Sonu hüsrana gebe olan bu aşkı
İşte bu yüzden;
Gözlerimin aydınlığını karanlığa hapseden,
Beni hiçliğe sürükleyen,
Düşlerime izinsiz gelen
Seni terk etmek istiyorum içimdeki hakimiyetine rağmen.

Kolay olmayacağını biliyorum ama denemek istiyorum.Sana o kadar yenilmişken bir kere de kendime yenilmek çok koymaz bana.Adının geçmediği bir hikayede,teninin kokusunun ulaşmadığı memleketlerde uyanmak istiyorum,varlığına inat.Senin olmadığın bir yalnızlığa özlem,aşksız da yaşayabileceğimi gösterme telaşı benimkisi.Diyeceğim o ki üstüne alınma,bunun senle aşka değil benliğimle alakası var.

Bilirim canım çok acır,yüreğimde inceden sızlayan bir melodi olursun;ama seni sevmek acı çekmekse,sensizlik zaten acının kendisiyse o zaman varlığına ne gerek var ki.Bir şiir var ezberimde,nefes nefes okuduğum ve gözyaşlarına boğulduğum;

Bu sefer gerçekten gidiyorum
Dönüşü olmayan bir yol bu
Senin adının geçmediği
Varlığının değer taşımadığı
Anıların hükmünü yitirdiği
Hüznün,acının son bulduğu
Bir hikayede başroldeyim
İşte gidiyorum ben sevgilim.

Gün gelecek hiç sevmedin mi diye soracaklar belki de,korkma seni sevdiğimi inkar etmeyeceğim o zaman,çok sevdim bir gülüşüne bir ömür adadım diyeceğim utanmadan sıkılmadan.Ama gururla; değmezmiş demeyi de unutmayacağım.

Sessiz ve sensiz geçecek günlerin
Yüzüme kattığı gülümsemeyle
Yaprak misali savrula savrula
İçinde senin olmadığın düşlerimle
Seni sana layık görerek işte gidiyorum

Yüreğimdeki melodinin huzurunda,dudağımda yitik bir aşkın şarkısı ile yol aldım,senden uzaklaşıyorum.Bana uğurlar,sana geçmişler olsun!!!

 
alıntı

İstanbul bilir beni…

Yolun ucunda sevda var İstanbul yamaçlarının… yolun ucunda ask var….yolun bitişinde sen var….İstanbul sevdayı bilir askı bilir… İstanbul hasrete gebe İstanbul sevdaya gebe…bir hasrette bizim askımız için çeker İstanbul… İstanbul bilir sevdayı bilir hasreti… Her dem sancılanır hasret çeken sevdalılara İstanbul Elham olur… Otur camlıca yamacına bizi duşun yedi tepe İstanbul askımızı anlat..! Kız kulesine inat bu hasret bitecek de…Sevdalılar vazgeçmez de…O gelecek beni seviyor de…Rüzgâra at içindeki hasreti… Çamlıca Tepesinden… bak İstanbul’a bak ki duy bizi İstanbul bizi anlatır dost köşe yollarına… İnliyor dört köşe İstanbul yolları bizim sevdamız ile… Marmara kıyılarının dalgaları hırçınlaşır hasretimiz ile O bile kavuşacağımız günü bekler…

Ve yüreğimdeki Mucizeme…

unutma ki İstanbul dan vazgeçmem…unutma ki kız kulesiyle seni paylaşamam…Yedi tepe İstanbul alır yosun gözlerinden güzelliğini…Marmara’nın eşsiz güzelliği yüreğinin masunluğu ile mavileşir…

ve ben İstanbul un için de sen oldukça İstanbul dan asla vazgeçmem..!

Bekle beni MUCIZEM İstanbul açarmış kullarını İstanbul sarmış sevdamızı yüreğine…

ve

İstanbul beni tanır beni bilir vazgeçmeyeceğimi de bilir ne İstanbul dan nede senden…

Özlemi ile yandığım

Hasreti ile kavrulduğum

Bekle beni Asklar tepesi camlıca yamacında…

İstanbul şahittir yüreğimdeki sevdaya geleceğim..

İstanbul bilir beni

vazgeçmeyeceğimi de…!

Affet beni Yüreğim…

 

Açtırdım kapılarını seni sevmeyene,derinlerdeki güzellikleri
görmeyene…Sevgisizliklerine hapsettim seni…

Affet beni gözlerim…
Sana bakmayan gözlerin esiri etti.Gülerken saçtığın ışığını zindana
çevirdim…

Affet beni dizlerim…
Gelmez yarin yolunda beklettim.Ayakta durmaya dermansız ettim.

Affet beni sözlerim…
Her acı sözü yutup;hep tatlı sözler söylettim.Zehir sözlere sevgi sözlerimi
ziyan ettim…

Affet beni kollarım…
Seni sarmayan kollara her daim açık beklettim.
Gelmeyince zalim yar,sevdalara seni açmamaya yeminler ettim…

Affet beni gülüşlerim…Yalancı gülmelere kanıp gönülden gülmelerimle
karşılık verdirdim.Yüreğimi ağlattılar sen yine de gülmeye devam ettin…

Affet beni ellerim…
Uzanmaz elleri tutmanı,hiç bırakmamanı senden bekledim.Bomboş kalınca üşüdün
soğukluğun yüreğime işlettin…

Affet beni Yarabbim…
Verdiğin bu canın hakkını veremedim…
Yüreğimi bir kulun yaralamasına,gözlerimi ağlatmasına,Kollarımı bağlatmasına
izin verdim…
Affet beni yarabbim O’nu çok sevdim….

Doğru zamanlarda yanlış insanlara,yanlış zamanlarda doğru insanlara mahkum
oldu bu yürek…
Belki doğruyu görmeye yetmedi gözlerim.Belki de yanlışı silmeye yüreğim

Dakikalara inat özledim seni

Dakikalara inat özledim seni

Ceplerime biriktirdiğim yanlızlıklarım üşütüyor ruhumu…
Bir harf bile etmeyen yanlızlığımla sana en uzak kapı diplerinde bekledim seni
Sana dair ne varsa
Bütün yaşanan zamanlarımla dakikalara inat seni gözledim.
Bildiğim kadar değil hiç bilemeyeceğim kadar yoktun yine.
Senin içine aşka dair kaç kelime yerleştirebildimki…

Kaç saniye yaşayabildin beni olduğum gibi.
Adımı duyduğunda keşkeli cümleleri atabildinmiki hayatından ?
Ağzından çıkan cümlelerin kaçı /sırf kalıplara uysun diye / düşünmeden dökülmüştü dilinden ?
Kaçının öznesi benyüklemi sen olablmişti söyle bana!
Sen anlıyorum dediğinde yüreğimdek sancıları gerçekten anlayablmişmiydin;
Yoksa anlamadığın bekleyişlerimin geçiştirmesimiydi bu sözler

İşte ben seni öyle bekledim
Anlayarak
Hissederek
Yanarak bekledim…
Yanılmışım…
Hatasızım sanırken hata yapmışım seni beklerken..
Beklediğim sen değilmişsin.
Artık bilmediğim bir yüzü bekliyorum ben.
alıntı

Zaman sensizlikle karışınca, adı yalnızlık oluyor

Zaman sensizlikle karışınca, adı yalnızlık oluyor. En çok sözlerini özlüyorum, bir de tebessümünü. Aklıma geliyor Hiçbir şeyden mutlu olmayıp sürekli söylendiğin anlar, bir çocuk gibi dünyaya bakıp anlamayışın insanları, gülümsüyorum.Yokluğunun ağırlığı bilemezsin. En çok geceleri zor oluyor dayanmak. Susuyorum, sustuklarımı yazıyorum. Yazdıkça büyüyor hasretin, gelip yüreğimin üstüne oturuyor. Sen bensiz mutlusun belki ama bana sensizlik çok koyuyor.

 

Hep kenarında duruyorum hayatın, korkuyorum sensizlik itecek gün gelince beni aşağıya. Kuşatılmış bir şehir gibi, senden görünmez duvarlarla sarılı dört bir yanım, üşüyorum. Bazı geceler yağmur başlıyor, çatıya düştükçe damlalar sesleri büyüyor, ürküyorum. Yanımda olsan, sarılsam, güven duysam, olmaz mı? Olmaz, biliyorum. Biz bir türlü olamıyoruz. Bizden daha büyük olan şey, neyse o, engelliyor ikimizi, tutunamıyoruz birbirimize şu mahzun gece yarılarında.

Sarhoş kavisler çiziyor rüyalarım, Bir sana, bir yalnızlığıma çarparak kabuslarla uyanıyorum. Geniş ama zor bir yolda yürürken, bir anda bitiyor sokaklar, düşlerimde bile sana ulaşamıyorum.

Bir Küçük sevgiye yer açmak ne kadar zor, ne kadar yosun tutmuş ki kalplerimiz, üstüne basan kayıp düşüyor. Garip değil mi? Ateşi bulan, ampulü keşfeden, bilgisayarı icat eden insanoğlu, iş aşka gelince şaşıp kalıyor. Formülü yok hasretin, ihanetin ilacını kimse bulamıyor. Şarkılarda dillendiği gibi, doktorlar bu derde çare olamıyor.

Seninle olmak güzeldi, sevmek seni bütün ihtimalsizliklere rağmen, her defasında başka bir umutla ve oluruna bırakarak hayatı, kanıp sana gitmek güzeldi. Şimdi ne varsa içimi yakan, hepsi biraz da tebessüm barındırıyorsa içinde, seni sevmeyi becerebildiğimdendir.

Sonrasızlığını BiLerek, Don diyemem. Aklım alsa ruhum itiraz eder. Tuhaf bir aşk sana hissettigim, biteceğini BiLerek, kırarak inadımı kalbin pusulasını sana çevirmek, biraz anlamsýz değil mi? En azından Dışarıdan böyle görünüyordur. Bence değil! Tam da tersi biraz Mucizevi aslına bakarsan ve takdir bile hak eder. Birlikte uyunacak bir hayat üstüne hayaller kurarak yaşamak kolaydır. Önemli olan, onun bir gelmeyebileceğini bildiğin bir sevdaya böylesine tutunmaktır. Seninle hiç garantim olmadı benim. Her yeni gün, gidecekmişsin gibi uyandım. Sonunda gittin ama bitmedin. Bir de bitseydin içimde, ne kolay olurdu tüketmek şu aşkı. Olsun! Sen ömrümün gurursun çünkü kalbime sevmeyi öğrettim. Sen ister yanımda ol, ister olma, yüreğim sevda acısının madalyasını üstünde onurla taşıyacaktır. Bir insanı olgunlaştıran en önemli şey acıdır. Gönlüm büyüyüp daha da olgunlaştıkça hep seni anacak çünkü altında altın harflerle kazınmış imzan duracak …
alıntı